12 Temmuz 2012 Perşembe

Dört Mevsim YAz

Benim en mutlu anlarım hep yaz mevsiminde & deniz kenarında geçmiştir. Zaten bir İzmirli doğar doğmaz denize aşık olur. Yazların en güzel yanı ise o kalabalık aile. Ayrımsız, sınırsız ama ölçülü geçen o çocukluk ileride aile kurduğunda en temel taşlardan biri olacak bazı mesajları taşır içinde:

"Her zaman yaşını yaşamak. Ne bir eksik ne bir fazla. Ne olduğundan büyük görünmek ne de küçük. Her zaman tadında, kararında"

Bu yüzden huzuru bulduğun insanlar yanında olduğu zaman hiçbir şeyin acelesi yoktur. Yeni açılan restauranta da gidilir, dünyanın farklı bir şehrine de. Ama harcamak , tüketmek için yapılmaz bu aksine keyfi bitimsiz kılmak için yapılır.

Dünyada bazı değerler varsa ve bunların maddi karşılıkları bulunmuyorsa, kendimizi doğduğumuz çehre bakımından şanslı hissedip yaşamalıyız hayatı. Çünkü mücadele bitmiyor (benim için 3 sene önce başlayan ama dünyada çoğu yaşıtım için büyük zorluklar taşıyan doğumunda başlayan mücadele) Bazı zorluklara direnip, sürekli üretmez, yenilenmezsen hiçbir şeyin anlamı yok.

Bugün kafa yoğun,
Bugün işler karışık,
Bugün bir cümle yazınca onun anlamlı veya anlamsız olup olmadığını kontrol edemiyorum

11 Temmuz 2012 Çarşamba

To The Olive Trees.. 25 Yaş & Chris de Burgh Buluşması

En güzel 25 yaş hediyelerimden biri, 9 yaşında abimin cd player'ında tanıştığım Chris De Burgh şarkılarını sonunda İstanbul'da Maçka Küçükçiftlikparkta canlı dinleyebildim. Gülüşünde bile ahenk var bu adamın, 67 yaşın enerjisi var damarlarında. Yalnız ölmek istemiyor gibi.. Hayat zaten hep onu yalnız bırakanları değil de kendisine tutunanları sevmiyor mu? Ufak sinir bozuklukları mutlu insanların sadece 1 sn.sini alır, mutsuz iç hesaplaşmasını tamamlayamamış sorumsuz insanları ise çürütür. Chris de Burgh gençleşirken ve İstanbul'a tekrar 'merhaba' derken bana İzmir'i hatırlatan şarkısının şu dizeleri vardı hep aklımda:


When the summer winds begin to blow,
That is when I will be sailing to my home,
To the olive trees and the golden corn
That whispers in the fields up in the hills beyond the place
where I was born;





Misafir Her Zaman Haklıdır: Etli Nohut + Domatesli Pilav

Objektif kararlarına ve yorumlarına güvendiğim 4 kişilik dost ekibini bugün spontane bir şekilde deneylerime alet ettim. Ama misafir her zaman haklıdır, menüye verdikleri not bunu gösteriyor :)

ETLİ NOHUT

Malzemeler:
Birbucuk su bardagi beyaz nohut

250 gr. kusbasi dogranmis bonfile

1 yemek kasigi biber salcasi

2 yemek kasigi domates puresi

Tuz, karabiber , pul biber

2 dolu yemek kasigi zeytinyag

2 orta boy sogan



Yapilisi:



Nohut bir gun once ustunu ortene kadar suya konur. 8 saat kadar suda

durup sismesi gerekir. Pisirmeden once sicak suda 1-2 dk. haslanmali ve

suzguye alinmalidir. Duduklu tencereye zeytinyagi konularak bir sure orta

kizdirilir.( Yag eti atinca cazzzz edecek kadar isinmalidir. Aksi takdirde et su

salar ve sert olur. ) Etler yaga eklenerek suyunu cekene kadar kavurulur.

İnce dogranmis soganlar ilave edilir, saydamlasip renkleri degisene kadar

pisirilir. Kup dogranmis kirmizi biber 2-3 dk.dondurulur. Once biber salcasi

sonra domates puresi tencereye konulur. Nohutlar,

2 bardak sicak su, tuz, karabiber, pul biber ilave edilir.Tencerenin kapagi kapatilir.

Ayar dugmesi tavuk isaretine getirilir, saat 15 dk ya ayarlanir. İlk dut sesinden sonra

ates biraz kisilir. İkinci dutten sonra yemek hazirdir. ( please buhar kontrol!!)
 

Konumuz Bezelye

Yine başarılı bir deneme, "sıfırdan yemek yapmaya başlayan bir insan için.." girişi dahi yapmıyorum. Dersimiz bezelye, kendime notum (ne kadar su, o kadar lezzet Pınar!)

Anneden tarif arası gelen efektlere dikkat! :)

Malzemeler:




1 kg bezelye

2 ortaboy domates

2 buyuk yemek kasigi dolusu zeytinyag

1 orta boy kuru sogan

Tuz, karabiber

1 kesme seker



Yapilisi:



Bezelye ayiklanip yikanarak suzguye alinir. Duduklu tencereye zeytinyag koyularak

orta atese oturtulur. İnce dogranmis soganlar rengi degisene kadar 2-3 dk kavurulur.

Bezelyeler, rondolanmis 2 domates, tuz, karabiber, kesme seker ilave edilir. 8-10 dk.

orta ateste ustu acik olarak pisirilir. 1 cay bardagi (buyuk) sicak su koyup duduklu tencerenin kapagi kapatilir. Ayari tavuk isaretine getirip saat 7 dk ya ayarlanir. Duuut sesi gelince

saat cikarilir. Ates biraz kisilir. Tekrar duuut sesi gelince tencerenin alti kapatilir.

Duduklu tencereyi buharini iyice bosaltmadan asla acmayacagimiz unutulmamalidir!

4 Temmuz 2012 Çarşamba

Neydi O Bir Zamanlar


istanbul ve sen / neydi o bir zamanlar


sanki gençliğime doğru yaşlanıyordum

çengelköy’de yaz unutulmaz erguvanlar

hangi yanıma dönsem seni bulurdum

içimdeki lambanın kırıldığı anlar



istanbul ve sen / sırılsıklam yaşananlar

yanardöner bir ayna yeniden ruhum

çengelköy’de yaz unutulmaz erguvanlar

gözlerinin sisinde sevdalı bir yolcuyum

hayal meyal gemiler dumanlı ilkbahar



istanbul ve sen / ikinizden kalanlar

tekrar tekrar ısrarla yaşayıp durduğum

çengelköy’de yaz unutulmaz erguvanlar

rüya mıdır gerçek mi kendi kendime sorduğum

istanbul ve sen / neydi o bir zamanlar



ATTİLA İLHAN



Lime Day!

Lime ve taze nane evin tüm nemini almaya geliyor,
3 gün sonra ise Çeşme'de serinleyeceğiz

Cherish The Day


You're ruling the way that I move
And I breathe your air
You only can rescue me
This is my prayer

If you were mine
If you were mine
I wouldn't want to go to heaven

I cherish the day
I won't go astray
I won't be afraid
You won't catch me running

You're ruling the way that I move
You take my air
You show me how deep love can be
You're ruling the way that I move
And I breathe your air
You only can rescue me
This is my prayer

I cherish the day
I won't go astray
I won't be afraid
You won't catch me running

I cherish the day
I won't go astray
I won't be afraid
Won't run away

You show me how deep love can be
You show me how deep love can be