11 Eylül 2012 Salı

Anneden Hasta Çorbası #1: Domates Çorbası

18 gün tatilden sonra İstanbul'da sonbahara gir, işe başla, vücuda 'sen dinginleşmeye layıksın' derken bir anda paldır küldür yoğun tempoya sok.. Sonu soğuk algınlığı ve idrar yolları enfeksiyonuyla sonuçlandı tabii ki.

Karda kışta hasta olmayan ben, Mayıs ve Eylül aylarında hasta olmayı çok severim. Zira geçişlere alışamam. Süreklilik en büyük prensibimdir :) Ya çok soğuk olacak, evlere kapanıp harala gürele çalışacağız ya da çok sıcak olacak dükkanı kapatıp Çeşme'ye yerleşeceğiz. Asla ortası olmadı, olmayacak gibi...

Domatesler samana dönüşmeden en kırmızılarını seçip eve attım kendimi. İşte hasta çorbası#1: Domates Çorbası!!!

Malzemeler:
Zeytinyağ
Domates (çok iriyse 2 adet - orta boy ise 3 adet) *ben 5 adet orta boy koydum domatese doyayım diye
1 çay kaşığı tuz
Çok az karabiber (1 tutam)
Bir avuç şehriye (sevdiğiniz model:)
3 bardak su

Yapılışı:
Domatesler rondoda çekilir. 1 tahta kaşığı zeytinyağ orta büyüklükteki çelik tencereye koyulur.
Üzerine domatesler eklenip orta ateşte domateslerin güzel kokusu çıkıp renkleri koyulaşana kadar çevirilir.
Üzerlerine 3 su bardağı (600 mg.) su , 1 çay kaşığı tuz ve  bir tutam karabiber ilave edilir. Kaynayana kadar karıştırılır. Kaynayınca bir avuç şehriye içine atılır. (Ben 2 avuç attım çünkü çok seviyorum) Şehriyeler yumuşayınca altı kapatılır. Üzerine limon sıkılarak hastaya servis edilir :)

6 Eylül 2012 Perşembe

If Not Now, Then When


"All the adversity I've had in my life, all my troubles and obstacles, have strengthened me... You may not realize it when it happens, but a kick in the teeth may be the best thing in the world for you. "




Lezzetli 'Yağsız' Tavuk

İşler güçler 4 bir yanı sarmış, gün içerisinde vakitsizlikten yakınan yeni evli Pınar 18:00'de eve girer. Kafasında ne yemek yapacağına dair bir fikir, bir beyin fırtınası bile bulunmamaktadır. Önce düdüklü tencere mucizesiyle 15 dk.'da taze fasulye hazır! Ardından da limonlu yağsız tavuk mucizesi geliyor.

Malzemeler:
4 adet Derisiz, Kemiksiz Tavuk But Baget
1 adet limon
Bir çay kaşığı bal
Kekik
Karabiber
Tuz (Deniz Tuzu tercihen)

Yapılışı:
4 adet tavuk iyice yıkanır ve süzülür. Tavaya yerleştirilerek üst+alt bölümlerinetuz, karabiber, bol kekik yedirilir. 1 adet limon suyu üstlerine dökülür. Orta büyüklükteki ocak kısık ateşte açılarak teflon tencerenin kapağı kapatılır. Tavuklar suyunu bırakıp, tekrar çekince tavuklar alt üst edilir, 1 çay kaşığı bal (çok az hepsine birer zar büyüklüğünde) üstlerinde gezdirilir.Tahmini pişme süresi 50-60 dk.

Buon appetitooo :)

17 Ağustos 2012 Cuma

Turning Yout Turtle Neck to 30!!!


2'li yaşlara beraber başlamadık ama beraber bitiriyoruz, tüm 10'lu yaşları böylesine huzurlu sağlıklı kutlamak üzere...! Genişleyen ailemiz, bizi yukarıdan izleyen en sevdiklerimiz ve ebedi kaçışımız İzmir'imiz ile..
Deniz Kutsal, kocam:) 30 yaşında!!!

She's Got Her Ticket

Yeni yaşları, ailemizi biraraya getiren bayramı, anneyle başbaşa sohbetleri, babayla keyifleri, güzel yemekleri, kısacası yenileneceğim anları iple çekerek gidiyorum. Tek yön bilet almış gibi, enfes bir tatlıyı yemek üzere olmak gibi, tadı damağımda kalacak gibi gidiyorum. Çünkü biliyor musunuz asıl hayat yükümlü olduğumuz mecburiyetlerin yanında gerçekten yaşamayı da hakediyor. İşinden çıkıp evine geldiğinde ya da seni huzursuz eden insanlar ile muhattap olmak durumunda kaldığında arkanı dönmeden gidebildiği, kendini bulduğu bir hayatı olmalı insanın.

Kıssada hisse, gidiyorum işte. Tam bir insan olarak, ne bir eksik ne bir fazla..

29 Temmuz 2012 Pazar

Emirgan'da Çay Saati


EMİRGANDA ÇAY SAATİ

Çırağan sarayı'ndan Büyükdere'ye

Üşümek sonbaharında eski çınarların

uzadığı yerde gizlice akşamların

başlayıp adetâ kendini dinlemeye

kafeslerin ardında bol gözlü bir kadın

ansızın giydirilmiş ipek ferâceye

bir çay yalnızlığı emirgân'dan öteye

değdikçe ısındığı yaldızlı bardağın

nedîm'den yansıması tatyos efendi'ye

tenhâ bir genç kız sesiyle hicazkâr'ın

kuytularda çürüdüğü bağdadî yalıların

yorgun sarmaşıklarıyla sarkmış bahçeye



soğuk kuşlar gibi dağılır boğazda

rüzgârın getirdiği donuk bir yağmur pusu

istinye'de gemilerin karanlık uykusu

kırık direkleriyle dalgın ve hasta

birden içimi kaplayan ölüm korkusu

selâm verilince meçhul bir namazda

gâzâli'yse biraz mevlânâ biraz da

kubbenin altındaki divan uğultusu

'şeref' vapurundan en kirli beyazda

yüzlerce harbiyeli sürgün yolcusu

havada bir asılmış adam kokusu

istanbul jöntürkleri hüzzâm bir yasta



yankılarıyla telaşlı geceleri bir bebek'ten

motorların taşıyıp o kadar bitiremediği

en yılgın sonbahar benim gözlerimdeki

çok daha dumanlı mütâreke günlerinden

alaturka saat kaçta ikinci tömbeki

miralay sadık bey'in nargilesinden

dem çekip kumrular gibi sebilleri şenlendiren

osmanlı sehpâların gölgesindeki

emirgân'da acılaşmak koyu bir semâverden

çaylar gibi kararıp kaç defalarca eski

bir şiir üzüntüsüyle müseddes biçimindeki

çoktan unutulmuş kilitli defterlerden

Attila İlhan

Girit'e Giden Yollar

Lise 1. sınıfta Tarih dersinde %50 ağırlık taşıyan "Aile Tarihi Projesini" büyükbabam üzerine yapmıştım. O zamanlar beraber geçecek son 5 senemiz kaldığını bilsem hangi ruh halinde olurdum, projeyi tamamlayabilir miydim, kendimi daha önceden yollara mı verirdim hiçbir fikrim yok. Sadece herkesin ahşap kutular, maketler hazırladıkları projeyi ben 19 sayfalık ciltlenmiş bir biyografi ve benim için ailenin ne anlama geldiğini anlatan samimi bir önsöz ve sonsöz ile tamamlamıştım. Aldığım not %100'dü, gittiğim yolların ise km. hesabı yoktu.

Şimdi o ruhsal yolculuğu somut birşeylerle tamamlama zamanı. Büyükbabamın mübadele öncesi doğduğu yere, bebekliğine, çocukluğuna , geçtiği yollara Girit'e gidiyoruz. Doğduğu evi bulmaya, belki de kendimizi. 3 ay nasıl sabredeceğim açıkçası bilemiyorum. Yolların bizi O'nun anısıyla sarması ve O'nu daha da iyi anlamak ümidiyle..