30 Haziran 2010 Çarşamba

İstanbul'da Yaz

...İstanbul ve Sen, ikinizden kalanlar
Tekrar tekrar ısrarla yaşayıp durduğum
Çengelköy'de yaz unutulmaz erguvanlar
Rüya mıdır, gerçek mi kendi kendime sorduğum
İstanbul ve Sen, neydi o bir zamanlar

Attila İlhan -Neydi O Bir Zamanlar-

Ortanca Zamanı


Camın önünde teker teker patlayan ortancalar Londra'ya benzemeye çalışan İstanbul havalarının griliğini unutturdu.

28 Haziran 2010 Pazartesi

Across the Lines, Who Would Dare to Go?


Şehrin kalabalığında beynimin kitlendiği tatil planları... 'Hepimiz tatil için çalışıyoruz' vurgusunu ilk senesinde beynime yerleştiren düzen ve başkaldırı. Telefon sesleri birbirine karışırken kulaklıklarım kulağımda Tracy Chapman 'Across The Lines' dinliyorum.

Across the lines
Who would dare to go
Under the bridges
Over the tracks
That separates whites from blacks


Dergiler, e-makaleler, resimler arasında git geller sırasında karşıma The Style Files'taki bu muhteşem İskandinav tarzı ev çıktı.



Yüksek tavanlı ferah evde krem ve beyazın yeşille birleşimini sınırsızca izlemek hatta yaşamak için.

Kopenhag'taki ev dün tekrar izlediğim Forrest Gump'ın şu sözlerini hatırlattı bana,

"Yes. Well, I-I don't know. Sometimes it would stop raining long enough for the stars to come out... and then it was nice. It was like just before the sun goes to bed down on the bayou. There was always a million sparkles on the water... like that mountain lake. It was so clear... it looked like there were two skies one on top of the other. And then in the desert, when the sun comes up, I couldn't tell where heaven stopped and the earth began. It's so beautiful. "

En Özel Cream & White Hediyesi



Cream & White blog'una artık http://www.creamandwhite.com/ web sitesinden de erişebilmek mümkün. Yeni ürünler, ilham kaynakları ve güzel anılar ile birlikte :)

27 Haziran 2010 Pazar

23

26 Haziran 2010, 23 yaşındayım! 23 senedir ilk kez soğuk bir havada hatta yağmurda doğumgünü kutladım. 24'e nasıl basılır,nasıl telaffuz edilir işte bu şekilde öğrendim.

Çok değil 3 sene öncesine 20'ye sabitlemişim kendimi. Bundan sonra da hiç değişmeyecek biliyorum. Derken Vogue TR Temmuz sayısını okurken Yüzleşme bölümünde Ayça Şen'in tekrar hatırlattığı ünlü Fransız atasözü çıkıyor karşıma, "ah gençlik bilebilseydi, ah yaşlılık yapabilseydi". Zihnim +5 şeklinde ilerliyor, bedenim -10, çocuk gibi herşeyi yapabileceğini sıkıldığında her deliğe saklanabileceğini düşünüyor.

20-30 hayatın rotasının değiştiği, hatta belirlendiği zaman aralığıdır diye konuşuyoruz dostlarla. Herkes bir sonun bir başlangıcın sıkıntısını çekerken hepsini teker teker paylaşıyoruz. Aldığımız kararlar daha güçlü etkiler bırakıp daha köklü değişiklikler yaratıyor. Bunun etkisini uzaktan gözlemlemek bile korkutucu, heyecan verici. Hani O filmin saf,romantik kızı femme-fatale karakteri alt etmek için bir misyon üstlenmiş karşısına dikilmiş. Kendini hem daha güçlü hissediyor hem de daha yalnız. Karnaval havasında geçirdiğimiz kalabalık günler yerini  derin bir seçiciliğe bırakmış. Çevrenizde sadece gerçekten size değer verenler kalsın gerisi silinsin gitsin istiyorsunuz. İyi ki de böyle oluyor..

Tam bu çok neşeli geçen doğumgünü ertesi pazarında MFÖ Tam Ortasındayım diye fısıldıyor.

Tam ortasındayım yağmurun
Karın soğuğun ortasındayım
Nasıl da paylaşıyor insan isterse
Nasıl da birmiş meğer hasretler
Nasıl da mecburmuşuz sabretmeye
Sevmeye, öğrenmeye

23 Haziran 2010 Çarşamba

En Huzurlu Mutfak


" I'm a homebody, I'd rather be in the kitchen cooking than hanging out in a bar" (Milo Ventimiglia)

(Bence) en iyi mutfak:
*Işığın dört duvara da yayılabildiği
*Beyaz,metalik ve tahta uyumunun yakalandığı
*Ivır zıvırın dolap,çekmece açınca üzerinize çökmeyecek şekilde konumlandığı
*Dışarıya açılan/bakan bir penceresi olan
*Oturup, soluklanıp keyif yapabileceğiniz,

   
*Taze mevsim çiçeklerinin eksik olmadığı
*Aydınlatmanın göz yorup, uyku getirmediği
*İçinde tv gürültüsü barındırmayan


                                                             

*Adımınızı attığınızda size günün stresini unutturan
*İçinde plan yapabildiğiniz
*İçinde hayal kurabildiğiniz
*Mutlaka bir organizer ya da güzel bir takviminizin olduğu
*Sadece kullandığınız araç-gereçler içeren

*Renk bombardımanının olmadığı
*Uzaktayken de özlemini duyduğunuz
*Ve daima sevdikleriniz ile beraber olduğunuz mutfaktır.



İlhan Selçuk ve Yarın

Telefonda konuşurken birlikten bahsediyorduk. İnsanlara kardeşliğin, toplumun beraber hareket etmesinin ne denli kötü gösterildiğinden, soğutulduğundan. Biz iyi okullarda okuyup, sözümona rahat bir hayat sürerken bu şartlarda doğmadığı için ruhu, bedeni, inançları sömürülerek kullanılan insanlardan. Çaresizliğin sesi yeri göğü inletirken, tuzu kuruluğun en akıllı, mücadeleci bildiğimiz insanlar üzerinde bile yarattığı rehavetten.

Pazartesi'den beri okuyorum,dinliyorum.. En çok paylaşılanlar İlhan Selçuk'u salt kendi küçük dünyalarında yeri olmadığı için kötü ananların yazıları, attıkları manşetler kanı dondurmaya yetiyor. Çoğunun arkasında durduğu ise ne İlhan Selçuk'un cesareti ne de Atatürk gibi muazzam bir liderin vakur asaleti. Güçlerini desteksiz laflar savurup aksiyon alamayan bir kabadayıdan alıyorlar. Ve bu yüzden de asla bazı şeyleri anlayamayacaklar. İlhan Selçuk'un açtığı PENCERE ise asla kapanmayacak.

""...19’uncu yüzyılın ortasında ünlü Fransız sosyalisti Louis Blanc olağanüstü bir iyimserlik içindeymiş...

Dermiş ki:
 - Yarın dünya cennete kavuşacak...
1848, 1870, 1914, 1918 derken daha yakın zamanlara dek büyük devrimler, savaşlar, çalkantılar içinde yaşayanlar:
- Yarın” diyorlarmış “öyle bir barış güneşi doğacak ki ışıklarıyla ruhumuz kamaşacak...” (Sokakta Gürültü Var, Çağdaş Yayınları)

Nadir Nadi soruyor:
- Hiçbir zaman ‘bugün’ olmayan bu ‘yarın’a doğru çılgıncasına yuvarlanırken, gerçek kaderimizin manasını hâlâ anlayamayacak mıyız?..

21’inci yüzyıla girdik, dünya bir türlü cennete dönüşemedi, barış bir hayal...

Anılar bu kapsamda bize ne öğretebilir?..

Hem anı Cahit Sıtkı Tarancı’nın vapur iskelesinde “teneffüs ettiği” yasemin kokusu gibidir; anımsayabilirsiniz; ama, soluyamazsınız... "

(İlhan Selçuk - 22 Aralık 2008 - Cumhuriyet)