5 Temmuz 2010 Pazartesi

Take Me Back To Tuscany

Kendi düzenimizin dışına çıkmak lazım. Lap-top, cep telefonu, dijital saat, organizer, vb. herşeyi geride bırakıp bir dolu kitap, boş kağıt, kalem, en rahat elbiseler, güneş gözlüğü sığdırdığımız ufak bir valizle yola çıkmak. Parçaları sadece 'müruruzaman' klasiklerden oluşan bir liste yapıp bisikletinizin sepetine çiçekler doldurmak. Toskana'daki bu evin bahçesindeki havuzda gözlerinizi kapatıp açtığınızda gökyüzü ile başbaşa kalmak. Yemek saatine sadece istediğiniz için başlamak.

Toskana'da 6-8 kişilik aile boyu ya da arkadaşlarla kiralanabilen evler tüm bu imkanları sağlıyor. Üstelik düşünüldüğünden daha uygun fiyatlara şehri, bilindiği, koşuşturmacalı hayatı dondurmak mümkün.

Bunun için ufak adresler;
*www.renttuscany.com/
*www.tuscanhouse.com
*www.toscanet.com/
*www.tuscanyrent.it/
*www.tuscany-villas.it/
*www.tuscanynow.com/

Hüznü Sarmalayan Kadın: Concha Buika

El Ultima Trago İstanbul ve İzmir'i fethediyor!

İspanyol şarkıcı Concha Buika 2009 yılında çıkardığı El Ultimo Trago albümü ve eski şarkıları ile sevenleriyle buluşuyor.

Yazı daha keyifli hale getiren mükemmel sesiyle 19 Temmuz'da İzmir Çeşme Kalesi'nde, 20 Temmuz'da İstanbul Sepetçiler Kasrı'nda hayranlarının karşısına çıkacak olan Buika'nın albümündeki favori şarkılarım ise Soledad, En El Ultimo Trago, Luz de Luna, Ojos Verdes (belki de isminden dolayı :) , Ay De Mi Primavera.

Konser biletleri biletix'te! Kaçırsanız da mutlaka playlist'inize ekleyin derim. Çünkü o kadife ses bütün hüzünleri sarmalayıp görünülmez kılıyor.

4 Temmuz 2010 Pazar

Mine Vaganti

Vizyona girdiğinden beri izlemek istiyordum Mine Vaganti'yi. Ferzan Özpetek'in Hamam(1997) ,Harem Suare(1999), Karşı Pencere(2002)'den sonra izlediğim 4. filmi. Hayran oldum Ferzan Özpetek'e yeniden..

Filmin çekildiği Lecce şehrindeki kasaba hayalleri süsleyen cinsten. Zeytin ağaçları arasında sıraya taş evler, evlerin içi Toskana tarzı sarı taşlarla döşeli. Yüksek tavan, renkli duvarlar, sadece Vespa ve bisikletlerle geçilecek daracık sokaklar..

Filmde hüznü ve komediyi o kadar ince işlemiş ki Ferzan Özpetek ruhunuza dokunuyor müzikler, ortam, oyunculukların doğallığı. Çok bilindik bir yemeği yiyorum ve ağzımda farklı ve güzel bir tat bırakıyor. İşte böyleydi Serseri Mayınlar. Sonuna Sezen Aksu'nun Kutlama isimli parçası o kadar yakışmış ki bütün gün Cinquanta Mila ve Kutlama şarkılarıyla geçti.

2 Temmuz 2010 Cuma

Tea-TIME!

Take-away kültürüne sitemin,alışmam ve tekrar soğumam arasında geçen sürede insanları küçük zaman aralıklarında sürdürdükleri zevklerinin nasıl da hayata bağladığını farkettim. Kendimizi kaybedip de hızlı çekim yaşadığımız günlerde bin kat fazla hırpalanıyoruz aslında. Bu nedenle yaz-kış bu 'zaman aralıklarında' içilen İngiliz'lerin geleneksel 5 çayı -bizim için saat farketmez(:- çok zevkli sofralar hazırlanmasını sağlıyor bir yandan.

Kahve, çay içen ve içmeyenler arasında ise şöyle bir ayrım var. İçenlerin çoğu, bir iş yaparken yanında tüketiyor bu içecekleri. Alışkanlıkları ve şuursuzlaşmaları da bu noktada başlıyor. Küçük bir bölümü bunu bir rituel halinde yaşıyor (ki bence ideali budur) İçmeyenler zaten gündüz alışkanlıklarını içecekten çok yemek kültürü üzerine konumlandırıyor.



The-style files'taki bu çay bardağı motifli İngiliz tarzı duvar kağıdı, kış bahçeleri ve oturma köşesi için favorim.

'Hayat Beklemez' diye koşturup duranlara bu küçük molaları öneririm. Bazen en keyifli sohbetler içki masalarında değil, 5 çaylarında yaşanır.

ps: I'm getting older... 

Fashion-Tag

Eminim daha ipad'in 'fikir aşamasında dizayn edilmişti bu ipad çantaları. Diane von Furstenberg vahşi hayvanların içinden çıkmasını istiyordu teknolojinin.



Gucci olaya kendi değişmez tarzıyla oluşturduğu ürünü sundu.



Marc Jacobs Louis Vuitton için bu i-pad kılıfını tasarladı.
Barnes & Noble 'nook' isimli tasarımıyla devasa bookstore'unun vitrinine bu pembe kılıfı yerleştirip tüketiciyi bir diğer koldan yakalamaya çalıştı.

Sonuçta moda teknolojiden yoğun bir şekilde ilham alıp, ona ayak uydurabiliyor. I-pad bir devrim mi, buna karar vermek için incelemelerim devam ediyor via vogue blog: http://www.voguemag.com.tr/blogs/vogueblog/10-06-25/Dijital_%c3%a7a%c4%9f%c4%b1n_modas%c4%b1.aspx

Kırmızı Detoks

Daha önce de burada paylaştığım Mutfak Sanatları Akademisi tarifleri MSA tarafından facebook üzerinden gelmeye devam ediyor. Yaz günü ilk gözüme takılan ise bu Kırmızı Meyveli Kup oldu. Herkese uzun ve güzel bir haftasonu diliyorum (;

Malzemeler:
1 adet pandispanya kek (dikdörtgen kalıpta pişirilmiş)

400 ml krema, çırpılmış
500 ml yoğurt
100 g badem ezmesi
100 ml Marsala şarabı
75 g esmer şeker
900 g çilek
450 g taze kırmızı orman meyveleri karışımı


Hazırlanışı:
Pandispanyayı üçer santim genişliğinde dilimlere kesin. Çırpılmış kremayı önce yoğurtla daha sonra badem ezmesiyle karıştırın. Marsala şarabını esmer şekerle birlikte bir sos tenceresine koyun, kaynama noktasına gelene kadar ısıtın. Ilınması için bekletin. Çilekleri dilimleyin ve diğer meyvelerle karıştırın. Meyveleri ılımış marsala içinde yarım saat kadar bekletin. Çukur ve büyük bir kase içine keki, meyveleri ve yoğurtlu kremayı sırayla kat kat dizin. En üstü kek ve meyve olacak şekilde bırakın.

1 Temmuz 2010 Perşembe

Summertime, And Living is Easy

Çeşme özlemiyle tutuşurken plan yapmak, değiştirmek, şehrin göbeğinde hayallere dalmak, izin almak, vazgeçip akılcı olmak, zamana bırakmak, akıntıya kürek çekmek, ayları küçük parçalara bölmek, güneşi yakalamak, huzurlu ortamlar kurmak, programları sıralamak, seçici olmak hepsi mümkün..

Klişe olan bir gerçek varsa o da insanın içinin huzurlu olması... Mutlu olmak bazen çok kolay (: